Picture
Haberi duymuşsunuzdur. Devlet ev alanların peşinatının %15’ini ödeyecekmiş. Sanırım herkes, ağzının suyu akarak, hemen bankalara koşup ev almak için peşinata para yatırmak üzere. Açıklamanın resmileşmesini bekliyor sadece…

Uygulama resmileşince, çoğu kişinin, yavaş yavaş sızmaya başlayan sadece yeni evlilere, 100.000 TLden düşük değerli konutlara, ev 90 m2den küçük olmalı, eski evlere olmaz, sıfır dairelere gibi şartlar sıralandıkça hayal kırıklığına uğrayacağına eminim.

Ama herkes halen, yine de iyidir bedava para hemen cepleyelim diye düşünüyor. Uygulamayı seçimden sonraya bırakıp, seçime kadar bu hayalle biraz daha oy toplarız, kurnaz halkımızdan diye düşünüyor politikacılar. AKP, konut vaadiyle halkı kandırmaya çalışan ilk parti de değil. Yani bu onların icadı değil ama her zaman fakiri ve “kurnaz”ı çok olan bu topraklarda hep işlemiş bir vaad. Başka bir ifadeyle 1991 yılında Süleyman Demirel ve 1995 yılında Tansu Çiller’in “iki anahtar” vaadinin “tek anahtar”lı versiyonu…

Vaat edilen rakamlara bakalım 100.000 TL değerinde bir ev almak isteyen, bankaya 25.000 TL peşinat vermek zorunda, devlet 5 yıl sonra bunun %15’ini yani 3.750 TLsini vermeyi vaat ediyor. 5 yıl sonraki bu miktarın bugünkü değeri 2.674 TL. Bugün yolda 3.000 TL bulan kişi sizce ne yapar? Koşa koşa hazır para bulmuşken ev almaya mı gider? Milletin ev alamamasının esas sebebi bu mu?

1989 yılında, TOKİ tarafından ihraç edilen Halkalı konut sertifikaları, 1996 yılındaki Ataşehir Gayrimenkul sertifikası olarak uygulanmış, ama her iki uygulamada da, günün piyasa koşullarında diğer yatırım araçlarına alternatif olamamış, değer artışı dolar bazında %8 ile %12 arasında gerçekleşmiştir. Bu tür sertifikaları çıkarırken ki çözüm getirilmek istenen sorun, vatandaşın kendi başına doğru tasarruf aracını bulup parasını enflasyona ezdirmeden yönetemeyeceği ve varsayım da ev fiyatlarının üç aşağı beş yukarı birim inşaat maliyetleri kadar artacağı olmaktadır. Oysa çözülmesi gereken temel sorun, ortalama vatandaşın çok harcama yapıp tasarruf yapmaması değil, geliri aşırı düşük olduğundan bırakın tasarrufu, geçinmeye para bulamamasıdır. Ama bunu çözmek zor tabii… Bunun yerine bas sertifikayı veya veriyormuş gibi yap konut yardımını. İte kaka peşinat bulsa bile banka kredi taksitlerini ödeyecek geliri olmayan çoğunluk, bu yönteme devlet tarafından iflasa itilmiş olacaklardır. Neyse ki bankacılar aptal değil. Geliri yeterli olmayanlara konut kredisi vermeyecekler ve bu vaat yine sınırlı sayıda kişiye fayda sağlayacaktır. Ama ekonomik değil siyasi mantıkla çalışan devlet bankalarının geliri yetersiz, borç veya kredi verilmemesi gereken kişilere devlet kesesinden talimatla para dağıtmaları da bu ülkede beklenmeyecek şeyler değil…

Son söz de, vaadi kendi yararlarına zannedip alkışlayan inşaatçılara. Elinizde kalan 100.000 TL.lik dairelerden 2.674 TL indirim yapıp bugün peşin satmayı mı, yoksa hiç indirim yapmayıp, 5 yıl sonra bugünkü 100.000TL.ye eşit bir fiyata mı satmayı tercih ederdiniz? Sizce bu vaat olmadan zaten bu evi almayı düşünen bir müşteri bugün mü alır, devlet katkısından da faydalanayım diye 5 yıl sonra mı alır?


arabamız evimiz
iki anahtarımız
nasıl da inanmıştık verir diye babamız.
Fikret KIZILOK / DEMİRBAŞ