Picture
Çıpa alma, madem her türlü alışverişi etkiliyor. Bu durum, ev fiyatlarını algılamamızda nasıl bir etki yapıyor olabilir?

Uri Simonsohn (Pennsylvania Üniversitesi profesörü) ve George Loewenstein, yeni bir şehre taşınan insanların genellikle bir önceki şehirde eve ödedikleri fiyatları çıpa olarak aldıklarını buldular:

Çalışmalarında, evlerin m2 fiyatlarının ucuz olduğu şehirlerden, fiyatların orta karar olduğu şehirlere taşınan insanların yeni piyasaya ayak uydurmak adına harcamalarını arttırmadığını keşfettiler (Bu sonucun sebebi, zenginlik, vergiler ya da diğer mali nedenler değildi). Bunun yerine, kendilerini ve ailelerini daha küçük veya daha az konforlu evlere sıkıştırmak anlamına gelse de, bu kişiler bir önceki piyasada alışkın oldukları miktar kadar harcama yapıyorlardı.

Aynı şekilde, daha pahalı şehirlerden taşınanlar, geçmişte yaptıkları gibi yeni barınma ortamlarına, gerekmediği halde, aynı miktarda para harcıyorlardı. Bir başka deyişle, İstanbul’dan Antalya’ya taşınan insanlar, Antalya’ya gittiklerinde genellikle harcamalarını çok fazla düşürmezler. İstanbul’da alışkın oldukları miktar kadar harcama yaparlar.

Görünen o ki, kendi konut piyasamızın özelliklerine alışıyoruz ve kolay kolay değiştirmiyoruz.

Dan Ariely’e göre, bunun tek çözümü, yeni mekanımızda yaklaşık bir yıllığına ev kiralamak. Bu yolla, yeni çevremize alışırız ve bir süre sonra yerel piyasaya uygun bir alışveriş yapabiliriz.

Benim alternatif çözüm önerim ve konut piyasası ve değerlemede kullanılan yaklaşımlarda bunun etkileri de bir sonraki yazıya kaldı.

Yukarıdaki twitter butonuna basıp beni takip ederseniz, bloga yeni yazı girer girmez haberdar olursunuz.


 
 
Picture
Bu yazı dizisine (blog yazılarımı, 1 dakikadan fazla okuyamadığınız için dizi oluyor:), daha önce de blogda yer verdiğim bir kitaptan (Akıldışı ama Öngörülebilir, Dan Ariely) bir alıntıya ve sonrasında kendi yorumlarıma yer vereceğim:

Doğa bilimci Konrad Lorenz, kaz yavrularının yumurtadan çıktıktan sonra karşılaştıkları hareket eden ilk nesneye (genellikle bu anneleridir) bağlandığını keşfetti. Lorenz bunu biliyordu, çünkü bir deneyde kaz yavrularının gördüğü ilk şey kendisi olmuştu ve kazlar o andan itibaren ergenlik dönemleri boyunca sadakatle onu takip etmişlerdi. Bunun üzerine, Lorenz sadece kazların ilk kararlarını çevredeki mevcut duruma dayanarak verdiklerini değil, kararı verir vermez ona bağlı kaldıklarını da ispatladı. Lorenz bu doğal olguyu “imprinting” diye adlandırdı.

Öyleyse, insan beyni donanımı da kaz yavrusununki gibi mi? (maymun daha iyiyidi yahu!!!. H.A.:). İlk izlenimlerimiz ve kararlarımız “imprint” (damga, iz bırakma)hale mi geliyor? Eğer böyleyse, bu imprint’lerin yaşamımızdaki rolü nedir? Örneğin, yeni bir ürünle karşılaştığımızda, gözümüze ilişen ilk fiyatı kabul ediyor muyuz? Daha da önemlisi, o andan itibaren o ürüne para verme istekliğimiz üzerinde bu fiyatın (akademik dilde buna “çıpa” deniyor) uzun süreli bir etkisi var mı?

Görünüşe göre kaz yavrusu için doğru olan şey insanlar için de doğru. Ve bu, çıpayı içeriyor.

Bu konuyu doğrulayan deneyler ve sonuçları için kitabı alıp okumanızı tavsiye ederim.

Konunun ev fiyatlarıyla ilgisi ne mi? O da bir sonraki yazıya kaldı. Blog yazılarımı, yayınladığım anda takip etmek istiyorsanız, sayfanın üstündeki twitter butonuna basıp beni takip listenize ekleyin…