Picture
Blogdaki son 2 yazıda, evimizde yapmayı düşündüğümüz tadilatlar, satarken bunların nasıl fiyatlandığı, kısaca evini satmayı düşünen herkes ama özellikle al-satçılar için önemli olan tüm bu masraflara değip değmediği konularını ele almıştık. Bu yazıda, önce konuyla ilgili yaşanmış bir olaya yer vereceğim, sonraki yazıda da yorumlara. Olayı yaşayan ünlü yazar Dan Ariely ve bu anısı da onun “Akıldışı Ama Öngörülebilir” (Optimist Yayınevi,2010) adlı kitabından:

Eşim Sumi ve ben MIT’de çalışırken Massachusetts Cambridge’de yeni bir ev satın aldık. Evi hemen düzenlemeye başladık. Eve ferahlık hissi katsın diye –ikimiz de buna bayılıyorduk- duvarlardan bazılarını yıktık. Banyo ları yenileyip bodruma bir sauna yerleştirdik. Ayrıca, bahçedeki hangarı büro tipi küçük bir daireye dönüştürdük. Bazen, çamaşır sepetimize biraz şarap, biraz yiyecek, biraz giysi koyuyor ve “hafta sonu tatili” için kapağı hangarımıza atıyorduk.

Daha sonra, 2007 senesinde, Duke Üniversitesinde çalışmaya başladık ve Kuzey Karolina Durham'a taşındık. Konut piyasasının düşmeye devam edeceğini, çıkarımıza en iyi hizmet edecek şeyin Cambridge'deki evi mümkün olduğunca çabuk satmak olduğunu sanıyorduk. Bir de iki evin birden ısınma, vergi ve mortgage giderlerini ödeme zorunluluğundan kurtulmak istiyorduk.

Cambridge'deki güzelce tadilattan geçmiş evimizi görmeye birçok kişi geldi. Hepsi binayı ve mekanın verdiği hissi beğenmiş gibi görünüyor fakat hiçbiri teklifte bulunmuyordu. İnsanlar bize evin güzel olduğunu söylüyorlardı, ama her nedense ferah kat planının yararını tam olarak anlayamıyorlardı. Bunun yerine, daha mahrem bir şey istiyorlardı. Söylediklerini işitiyor ama kayda almıyorduk. Müstakbel alıcı gruplarının her biri gelip gittikten sonra birbirimize, "Bu insanların ruhsuz ve hayal gücünden yoksun oldukları, ağızlarının tadını bilmedikleri ortada. Güzel, ferah ve havadar evimizin hakkım verecek kusursuz biri çıkar elbette” diyorduk.

Zaman geçip gidiyordu. Konut piyasası yavaşlamaya devam ederken biz çifte mortgage kredisi, çifte ısınma faturası ve çifte vergi ödüyorduk. Daha bir sürü insan evi görmeye gelmiş ve bir teklif sunmadan gitmişti. Sonunda emlakçımız Jean hastasın röntgeninde şüpheli bir şey gördüğünü söyleyen bir doktor edasıyla bize kötü haberi verdi." "Bence" dedi yavaşça, "bu evi satmak istiyorsanız bazı, duvarları yeniden ördürmeniz ve yaptığınız bazı değişiklikleri eski haline getirmeniz gerekecek " . O bu kelimeleri sarf edene kadar, hakikati kabul edememiştik. Şüphe duymamıza ve zevkimizin üstünlüğünden hala emin olmamıza rağmen, ya herrü ya merrü deyip bazı duvarları yeniden örmesi için bir inşaatçıyla anlaştık. Birkaç hafta sonra ev satıldı.

Sonuç olarak, alıcılar bizim evimizi değil, kendilerininkini istiyorlardı. Bu çok pahalı bir ders olmuştu. Elbette ki, keşke yaptığımız tadilatların potansiyel alıcılar üzerindeki etkisini daha iyi anlayabilseydik.


 


Comments

11/05/2016 17:52

Music itself is a work of art, which has its unique value - skill or technique, melody, harmony forming a field of art.

Reply

Your comment will be posted after it is approved.


Leave a Reply