Picture
2001 İngiltere Genel Seçimlerinde yaklaşık 26 milyon kişi oy kullandı. Pop Star yarışmasının ilk sezonunda 32 milyondan fazla oy verildi. 1950 yılında, İngilizlerin% 84’ü oy kullanırken, 2001 yılında bu oran% 60’a düştü. Aşağıdaki grafikte görüleceği üzere, daha sonra oy kullanma oranı biraz artsa da 2015 genel seçimlerinde ancak %66.1’e yükseldi. Ülke için çok önemli bir oylama olan BREXIT’te ise bu oran ancak %72 oldu.

Dünya çapında, gençlerin çoğu politikacıların kendi oyunlarını oynarken “oy vermenin hiç bir şey değiştirmeyeceğıni” hissediyor. Alman hükümeti 2003 yılında, anne babaların, 12 yaş ve daha büyük çocukları adına oy vermelerine imkan veren bir teklifi tartıştı. Cep telefonu ve internet kullanımı da oy kullanmayı kolaylaştırmak için kullanılıyor; Arizona Demokratik ön seçimlerinde internet oylama sistemi kullanılıdığında, katılım % 600 arttı.

Peki Türkiye’de durum nedir? Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere maşaallah katılım oldukça stabil ve yüksek düzeyde. Bizde de 1969a kadar oy verme oranı düşmüş ve en düşük oran 1969daki %60, İngiltere’nin 2001deki en düşük oranıyla aynı seviyede (en mutlu o zaman mıydık acaba?) ama 1991 sonrası neredeyse hiç %80’in altına düşmemiş. 2015teki son seçimdeki oran ise %86.13. Bizdeki Pop Star oy rakamlarına ilişkin bir bilgi bulamadım ama zaten oy oranı yüksek çıktığından herhalde İngiltere ile benzemiyoruz bu açıdan.

Bir dakika, bizde oy kullanmayana ceza var ondan katılım yüksek dediğinizi duydum:). Oy kullanmayanlara parasal ceza ile ilgili Maliye Bakanlığı’nın yaptığı 2015 tarihli açıklama:

“ Parasal Sınırlar ve Oranları Hakkındaki Genel Tebliği dikkate alınarak Yüksek Seçim Kurulu tarafından yapılan açıklamaya göre referandum günü sandığa gitmeyenlere, 22 TL oy kullanmama cezası uygulama kararı verilmiştir. ” şeklinde.

Maliye Bakanlığı’nın yaptığı açıklamadan anlaşılacağı üzere oy kullanmayanlar 22 TL para cezası ödeyecek. Gel gelelim, şu ana kadar böyle bir cezaya şahit olan yok. Oy kullanmadığı için ceza alan seçmen diye bir vaka literatüre geçmiş değil. Kısaca bugüne kadar hiçbir seçmene oy kullanmama cezası verilmemiş. En azından bütün iddialar bu yönde…

Katılırsınız, katılmazsınız ama benim yorumum: Türkiye’de toplum tarafından, seçimlerin devleti ele geçirip sonuna kadar sömürmenin ve karşı tarafı da sonuna kadar ezmenin bir aracı olarak görülmesi. Bunun nedeni de bence, hep söylendiği gibi hukuğun işlememesi değil (işliyor demiyorum), toplumun hak hukuk kavramına uzak olması ve bunu kesinlikle kabul etmemesi, sadece kendi çıkarına göre hareket etmesi… Gerek iş dünyasında, gerek siyasette, gerekse toplumun tüm diğer yönlerinde kafaca en alışık olduğumuz ve kabul ettiğimiz organizasyon, çete tipi organizasyon…Böyle olunca ganimeti ele geçirmek ve karşı çeteleri bitirmek için oy kullanmak önemli oluyor…Batıdaki toplumlar da politikacılardan şikayetçi ama kim gelirse gelsin asgari seviyede hukuk beni korur, düzeni ve ülkenin gittiği yönü çok fazla değiştirmez diyor ve oy kullanmak bizdeki kadar önemli olmuyor. Çünkü kendileri de yolda yürürken, sokağa tükürmez ve çöp atmazken, trafikte araba kullanırken, kemer bağlarken, şirketlerini yönetirken başkalarının hakkını ve hukukun işlemesi gerektiğini düşünüyor, bunu bizim gibi baştan, hep kendimizi haklı gördüğümüz çeşitli gerekçelerle reddetmiyorlar. 15Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası, çözüm için herkesin hemfikir olduğu, iktidarı ele geçirenin çullandığı bir devlet yerine, liyakat esaslı kamu görevleri ve hukukun üstünlüğü temennileri size inandırıcı geliyor mu bilmiyorum. Siyasileri bırakın, etrafınıza ve kendinize bir bakın, hiç öyle bir durum var mı?

SONUÇ: İnşallah ileride biz de ülke olarak (tabii bu kafayla, ortada bir ülke kalırsa), oy kulanmanın bu kadar önemli olmadığı bir seviyeye ulaşırız!

 


Comments




Leave a Reply

    50 Gerçek

    Bu bölümde, size orijinali 2004 yılında basılmasına rağmen, dünyadaki politikacılar ve sadece kendi cebini düşünen toplumların çoğunluğu tarafından hiç ilgilenilmeyen konular olduğundan hala güncelliğini koruyan, BBC muhabiri Jessica Williams’ın yazdığı, ilk bakışta birbiriyle ilgisizmiş gibi gözüken “Dünyayı Değiştirmesi Gereken 50 Gerçek” (Türkçe baskısı Aykırı Yayınevinden çıkmış) adlı kitapta yer alan başlıklara, benim bazı eklemelerimle birlikte kısa notlara yer vereceğim. Hızlıca üzerinden geçmeden düşünerek okunması için haftada bir “gerçek” ekleyeceğim. Bir şey yapamayacağınızı düşünüyor olsanız bile hiç değilse haftada bir göz atın…